Kıyamet Alameti Dabbetül Arz Tünelden Çıktı - Tevil-i Ehadis | Mehmet Yıldız
Sıkıntılar neden hep benim başıma geliyor? Başa gelen musibetleri yorumlama yeteneği nasıl geliştirilir? Yaşadığımız olaylarda Allah bize ne anlatıyor? İyi Seyirler.. Tevil-i Ehadis Video Serisi için tıklayın👇🏻 https://www.youtube.com/playlist?list=PLFu69axKPBxM 00:00 Giriş 02:46 Tevhid Mührünü Okumak 28:29 Görülen Hadiseleri Konuşulan İçerikİle Yorumlamak 29:17 Dabbetü’l-Arz 33:59 Toplumun Terakkisi 45:39 Çocuğun Cesareti 47:08 Ruhtaki Yaralar Hayırlara vesile olmak, daha fazla insana ulaşabilmek için "KATIL" butonu ile bize destek olabilirsiniz - https://www.youtube.com/channel/UCaDpCyQiDfjLJ5jTmzZz7ZA/join Hayalhanem; Facebook: https://ift.tt/Qv4iB7z X: https://twitter.com/hayalhanemersin İnstagram: https://ift.tt/m8uM64f Tiktok: https://ift.tt/mM2TElv Mehmet Yıldız; Facebook: https://ift.tt/8ykj4pd X: https://twitter.com/mehmedimyldz İnstagram: https://ift.tt/19RS8tV Tiktok: https://ift.tt/0YUSBJv Bize Ulaşın: Yurt İçi; +90 (532) 227 57 87 +90 (539) 688 98 98 Yurt Dışı; +49 174 9668843 bilgi@hayalhanem.com Risale-i Nurda Geçen Kısım: Tarihçe-i Hayat, Bediüzzaman'ın İlk Hayatı, Şarktaki Aşâirle Muhavere Şam'da fazla kalmadı. Şarkî Anadolu'da Medresetü'z-Zehra namıyla vücuda getirmek istediği dârülfünunun küşadı için çalışmak üzere İstanbul'a geldi. Sultan Reşad'ın Rumeli'ye seyahati münasebetiyle vilâyât-ı Şarkiye namına refakat etti. Yolda, şimendiferde iki mektep muallimi ile aralarında bir bahis açılır. Şimendiferde yaptıkları bu mübahasenin hülâsası, Hutbe-i Şâmiye adlı eserin zeylinde yazılmıştır. Birkaç cümlesini aynen alıyoruz: Hürriyetin başında Sultan Reşad'ın Rumeli'ye seyahati münasebetiyle, vilâyat-ı şarkiye namına ben de refakat ettim. Şimendiferimizde iki mektepli mütefennin arkadaşla bir mübahase oldu. Benden sual ettiler ki: "Hamiyet-i diniye mi, yoksa hamiyet-i milliye mi daha kuvvetli, daha lâzım?" dedim: Biz Müslümanlar, indimizde ve yanımızda din ve milliyet bizzat müttehiddir. İtibarî, zahirî, ârızî bir ayrılık var. Belki din, milliyetin hayatı ve ruhudur. İkisine birbirinden ayrı ve farklı bakıldığı zaman, hamiyet-i diniye avâm ve havassa şâmil oluyor. Hamiyet-i milliye, yüzden birisine (yani, menfaat-i şahsiyesini millete feda edene) münhasır kalır. Öyleyse, hukuk-u umumiye içinde hamiyet-i diniye esas olmalı. Hamiyet-i milliye, ona hâdim ve kuvvet ve kal'ası olmalı. Hususan, biz şarklılar, garplılar gibi değiliz. İçimizde kalblerde hâkim hiss-i dinîdir. Kader-i ezelî ekser enbiyayı şarkta göndermesi işaret ediyor ki, yalnız hiss-i dinî şarkı uyandırır, terakkiye sevk eder. Asr-ı Saadet ve Tâbiîn bunun bir burhan-ı kat'îsidir. Ey bu hamiyet-i diniye ve milliyeden hangisine daha ziyade ehemmiyet vermek lâzım geldiğini soran bu şimendifer denilen medrese-i seyyarede ders arkadaşlarım! Ve şimdi, zamanın şimendiferinde istikbal tarafına bizimle beraber giden bütün mektepliler! Size de derim ki: "Hamiyet-i diniye ve İslâmiyet milliyeti, Türk ve Arap içinde tamamıyla mezc olmuş ve kabil-i tefrik olamaz bir hale gelmiş. Hamiyet-i İslâmiye, en kuvvetli ve metin ve Arştan gelmiş bir zincir-i nuranîdir. Kırılmaz ve kopmaz bir urvetü'l-vüskadır. Tahrip edilmez, mağlûp olmaz bir kudsî kal'adır" dediğim vakit, o iki münevver mektep muallimleri bana dediler: "Delilin nedir? Bu büyük dâvâya büyük bir hüccet ve gayet kuvvetli bir delil lâzım. Delil nedir?" Birden, şimendiferimiz tünelden çıktı. Biz de başımızı çıkardık, pencereden baktık. Altı yaşına girmemiş bir çocuğu şimendiferin tam geçeceği yolun yanında durmuş gördük. O iki muallim arkadaşlarıma dedim: İşte bu çocuk, lisan-ı haliyle sualimize tam cevap veriyor. Benim bedelime o mâsum çocuk bu seyyar medresemizde üstadımız olsun. İşte, lisan-ı hâli bu gelecek hakikati der: Bakınız, bu dabbetü'l-arz, dehşetli hücum ve gürültüsü ve bağırmasıyla ve tünel deliğinden çıkıp hücum ettiği dakikada, geçeceği yola bir metre yakınlıkta o çocuk duruyor. O dabbetü'l-arz tehdidiyle ve hücumunun tahakkümüyle bağırarak tehdit ediyor. "Bana rastgelenlerin vay haline!" dediği halde, o mâsum, yolunda duruyor. Mükemmel bir hürriyet ve harika bir cesaret ve kahramanlıkla, beş para onun tehdidine ehemmiyet vermiyor. Bu dabbetü'l-arzın hücumunu istihfaf ediyor ve kahramancıklığıyla diyor: "Ey şimendifer! Sen gök gürültüsü gibi bağırmanla beni korkutamazsın." Sebat ve metanetinin lisan-ı haliyle güya der: "Ey şimendifer, sen bir nizamın esirisin. Senin gem'in, dizginin, seni gezdirenin elindedir. Senin bana tecavüz etmen haddin değil. #depresyon #mutsuzluk #psikoloji tefeül olayları yorumlamak bilinçaltı bilinçdışı psikoloji anksiyete tevafuk tedavi depresyon mutsuzluk mehmet yıldız güzel düşünmek Hayalhanem travma çocukluk travması kötü düşünce olayları yorumlama hadise üzgün imtihan musibet bela sıkıntı dert nasip iç huzur huzursuzluk kalp huzuru manevi huzur ümitsizlik umutsuzluk hayatı anlamlandırmak yaşananları anlamlandırmak
Eklenme Tarihi: September 11, 2026 at 08:03PM
Kaynak:https://www.youtube.com/watch?v=3SR8rzik4lA
Sıkıntılar neden hep benim başıma geliyor? Başa gelen musibetleri yorumlama yeteneği nasıl geliştirilir? Yaşadığımız olaylarda Allah bize ne anlatıyor? İyi Seyirler.. Tevil-i Ehadis Video Serisi için tıklayın👇🏻 https://www.youtube.com/playlist?list=PLFu69axKPBxM 00:00 Giriş 02:46 Tevhid Mührünü Okumak 28:29 Görülen Hadiseleri Konuşulan İçerikİle Yorumlamak 29:17 Dabbetü’l-Arz 33:59 Toplumun Terakkisi 45:39 Çocuğun Cesareti 47:08 Ruhtaki Yaralar Hayırlara vesile olmak, daha fazla insana ulaşabilmek için "KATIL" butonu ile bize destek olabilirsiniz - https://www.youtube.com/channel/UCaDpCyQiDfjLJ5jTmzZz7ZA/join Hayalhanem; Facebook: https://ift.tt/Qv4iB7z X: https://twitter.com/hayalhanemersin İnstagram: https://ift.tt/m8uM64f Tiktok: https://ift.tt/mM2TElv Mehmet Yıldız; Facebook: https://ift.tt/8ykj4pd X: https://twitter.com/mehmedimyldz İnstagram: https://ift.tt/19RS8tV Tiktok: https://ift.tt/0YUSBJv Bize Ulaşın: Yurt İçi; +90 (532) 227 57 87 +90 (539) 688 98 98 Yurt Dışı; +49 174 9668843 bilgi@hayalhanem.com Risale-i Nurda Geçen Kısım: Tarihçe-i Hayat, Bediüzzaman'ın İlk Hayatı, Şarktaki Aşâirle Muhavere Şam'da fazla kalmadı. Şarkî Anadolu'da Medresetü'z-Zehra namıyla vücuda getirmek istediği dârülfünunun küşadı için çalışmak üzere İstanbul'a geldi. Sultan Reşad'ın Rumeli'ye seyahati münasebetiyle vilâyât-ı Şarkiye namına refakat etti. Yolda, şimendiferde iki mektep muallimi ile aralarında bir bahis açılır. Şimendiferde yaptıkları bu mübahasenin hülâsası, Hutbe-i Şâmiye adlı eserin zeylinde yazılmıştır. Birkaç cümlesini aynen alıyoruz: Hürriyetin başında Sultan Reşad'ın Rumeli'ye seyahati münasebetiyle, vilâyat-ı şarkiye namına ben de refakat ettim. Şimendiferimizde iki mektepli mütefennin arkadaşla bir mübahase oldu. Benden sual ettiler ki: "Hamiyet-i diniye mi, yoksa hamiyet-i milliye mi daha kuvvetli, daha lâzım?" dedim: Biz Müslümanlar, indimizde ve yanımızda din ve milliyet bizzat müttehiddir. İtibarî, zahirî, ârızî bir ayrılık var. Belki din, milliyetin hayatı ve ruhudur. İkisine birbirinden ayrı ve farklı bakıldığı zaman, hamiyet-i diniye avâm ve havassa şâmil oluyor. Hamiyet-i milliye, yüzden birisine (yani, menfaat-i şahsiyesini millete feda edene) münhasır kalır. Öyleyse, hukuk-u umumiye içinde hamiyet-i diniye esas olmalı. Hamiyet-i milliye, ona hâdim ve kuvvet ve kal'ası olmalı. Hususan, biz şarklılar, garplılar gibi değiliz. İçimizde kalblerde hâkim hiss-i dinîdir. Kader-i ezelî ekser enbiyayı şarkta göndermesi işaret ediyor ki, yalnız hiss-i dinî şarkı uyandırır, terakkiye sevk eder. Asr-ı Saadet ve Tâbiîn bunun bir burhan-ı kat'îsidir. Ey bu hamiyet-i diniye ve milliyeden hangisine daha ziyade ehemmiyet vermek lâzım geldiğini soran bu şimendifer denilen medrese-i seyyarede ders arkadaşlarım! Ve şimdi, zamanın şimendiferinde istikbal tarafına bizimle beraber giden bütün mektepliler! Size de derim ki: "Hamiyet-i diniye ve İslâmiyet milliyeti, Türk ve Arap içinde tamamıyla mezc olmuş ve kabil-i tefrik olamaz bir hale gelmiş. Hamiyet-i İslâmiye, en kuvvetli ve metin ve Arştan gelmiş bir zincir-i nuranîdir. Kırılmaz ve kopmaz bir urvetü'l-vüskadır. Tahrip edilmez, mağlûp olmaz bir kudsî kal'adır" dediğim vakit, o iki münevver mektep muallimleri bana dediler: "Delilin nedir? Bu büyük dâvâya büyük bir hüccet ve gayet kuvvetli bir delil lâzım. Delil nedir?" Birden, şimendiferimiz tünelden çıktı. Biz de başımızı çıkardık, pencereden baktık. Altı yaşına girmemiş bir çocuğu şimendiferin tam geçeceği yolun yanında durmuş gördük. O iki muallim arkadaşlarıma dedim: İşte bu çocuk, lisan-ı haliyle sualimize tam cevap veriyor. Benim bedelime o mâsum çocuk bu seyyar medresemizde üstadımız olsun. İşte, lisan-ı hâli bu gelecek hakikati der: Bakınız, bu dabbetü'l-arz, dehşetli hücum ve gürültüsü ve bağırmasıyla ve tünel deliğinden çıkıp hücum ettiği dakikada, geçeceği yola bir metre yakınlıkta o çocuk duruyor. O dabbetü'l-arz tehdidiyle ve hücumunun tahakkümüyle bağırarak tehdit ediyor. "Bana rastgelenlerin vay haline!" dediği halde, o mâsum, yolunda duruyor. Mükemmel bir hürriyet ve harika bir cesaret ve kahramanlıkla, beş para onun tehdidine ehemmiyet vermiyor. Bu dabbetü'l-arzın hücumunu istihfaf ediyor ve kahramancıklığıyla diyor: "Ey şimendifer! Sen gök gürültüsü gibi bağırmanla beni korkutamazsın." Sebat ve metanetinin lisan-ı haliyle güya der: "Ey şimendifer, sen bir nizamın esirisin. Senin gem'in, dizginin, seni gezdirenin elindedir. Senin bana tecavüz etmen haddin değil. #depresyon #mutsuzluk #psikoloji tefeül olayları yorumlamak bilinçaltı bilinçdışı psikoloji anksiyete tevafuk tedavi depresyon mutsuzluk mehmet yıldız güzel düşünmek Hayalhanem travma çocukluk travması kötü düşünce olayları yorumlama hadise üzgün imtihan musibet bela sıkıntı dert nasip iç huzur huzursuzluk kalp huzuru manevi huzur ümitsizlik umutsuzluk hayatı anlamlandırmak yaşananları anlamlandırmak
Eklenme Tarihi: September 11, 2026 at 08:03PM
Kaynak:https://www.youtube.com/watch?v=3SR8rzik4lA
Tags
Hayalhanem